Milliyet Son Dakikalar

Milliyet-Rss(Son Dakika Türkiye)








Bu uygulama Turkcell ve Vodafone abonelerine açıktır.
Gönderdiğiniz ve size gönderilen her kısa mesaj 1 SMS/2 kontör ile ücretlendirilmektedir.


1 Aralık 2008 Pazartesi

G-Saray Hacettepe maçı tekrar mı oynanacak

Galatasaray'ın 3-1 kazandığı Hacettepe maçında hakem Süleyman Abay'ın gösterdiği yönetim eleştirilere neden oldu.

Karşılaşmanın 58. dakikasında Hacettepe'den Zoko'nun ceza sahası içinde topa elle müdahale etmesi üzerine penaltı kararı veren, ancak sarı kartı Admir Teli'ye veren Abay, 76. dakikada Arnavut oyuncuya Lincoln'a yaptığı hareket sonrası ikinci sarı karttan kırmızı kart gösterdi.

Maç sonrası NTV'de yayınlanan Yüzde Yüz Futbol programına katılan ve konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan eski MHK Başkanı ve hakem hocası Ertuğrul Dilek, hakem Süleyman Abay'ın bir oyuncuyu haksız yere oyundan atması nedeniyle kural hatası işlediğini öne sürdü.

2003-2004 sezonunda oynanan Fenerbahçe-Çaykur Rizespor maçında hakem Ali Aydın'ın Çaykur Rizespor'lu oyuncu Victoria'yı iki sarı karttan atmaması ile bu olayın aynı değerde olduğunu belirten Dilek, kurala göre bir oyuncuyu haksız yere oyunda tutmakla, oyundan atmanın aynı değerde olduğunu söyledi.

Fenerbahçe-Çaykur Rizespor maçının tekrar kararının bu olaya emsal teşkil ettiğini belirten Ertuğrul Dilek, Galatasaray-Hacettepe karşılaşmasının da tekrar edilmesi gerektiğini ifade etti. - ntvspor

doğal gaza yüzde 15 vergi indirimi

Hükümet ekonomik önlem paketi çerçevesinde reel sektörün kullandığı doğalgazın vergisinde indirime gitmeyi planlıyor.

bayram namazı saatleri

Kurban Bayramı namazı, Ankara'da 07.43'de, İstanbul'da 08.02'de, İzmir'de 08.00'da, Edirne'de 08.14'de Hakkari'de ise 06.51'de kılınacak

30 Kasım 2008 Pazar

Emine Ayna'dan CHP'yi kızdıracak iddialar

Emine Ayna'dan CHP'yi kızdıracak iddialar
ELAZIĞ (İHA) - Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eş Başkanı ve Mardin Milletvekili Emine Ayna, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) iktidar olduğu dönemde Kahramanmaraş, Sivas ve Çorum'da Alevilere katliam yapıldığını iddia etti.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yerel seçim kampanyasının startını veren DTP Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde miting düzenledi. Yasadışı sloganların atıldığı mitinge DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Muş Milletvekilleri Sırrı Sakık, Nuri Yaman, Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve DTP Eş Başkanı Emine Ayna katıldı. Karakoçan çarşı meydanında yaklaşık 3 bin kişiye seslenen Emine Ayna, AK Parti ve CHP ve MHP'yi ağır dille eleştirdi. AK Parti'yi halkın parasıyla halka yardım dağıtarak oy almakla suçlayan Eş Başkan Emine Ayna şunları söyledi:
"AK Parti de oy istemeye hazırlanıyor. Ne yapıyor? Yardım yapıyor. Kime? Halka. Kimin parasıyla? Halkın parasıyla. Halktan toplanan vergilerle kömür yardımı yapıyor halka. Bu yasa ta 90'larda geçmiş olan bir yasa. Yasada zaten var, bir yasayı yerine getiriyor, buna AK Parti yardımı diyor. Halkın parasıyla yaptığı yardım AK Parti'nin yardımı değildir. Bunu bilin, gözünüzü boyamalarına izin vermeyin."


CHP HÜKÜMETLERİ DÖNEMİNDE ALEVİLERE KATLİAM YAPILDI
AK Parti ve CHP'nin Alevi oylarını almak için birbirleri ile yarıştığını ifade eden ve CHP'ye ağır suçlamalarda bulunan Ayna şunları belirtti:
''Son zamanlarda bir Alevi açılımı yapıyorlar. Tam bir komedi filmi oynuyorlar. Her grupta yanlarına iki tane Alevi'yi alıyorlar, yakalarına iki tane rozet takıyorlar, diyorlar ki biz alevi açılımı yaptık. 75 tane sözde Kürt Milletvekilini Meclis'e götürürken Kürt açılımı yapıyordu. Alevi açılımları da onun gibi olacak. Bugüne kadar Aleviler CHP'yi şeriat kaygısıyla desteklediler ama her CHP hükümetinde de Kahramanmaraş'ta olduğu gibi, Sivas ve Çorum'da olduğu gibi onların hükümetleri döneminde
katliamlar yaşadılar. Yani iki kişinin, iki Alevi'nin yakasına rozet takmakla Alevi açılımı olmuyor. 75 sözde Kürt milletvekili ile ne kadar Kürt açılımı olduysa, Kürt sorunu ne kadar çözüldüyse o yakasına rozet takılanlarla da Alevilerin yaşadığı eşitsizlik sorunu o kadar çözülecek."

Finans Haberleri

önceki sayfa sonraki sayfa

Suzuki, bin 200 kişiyi işten çıkarıyor

Otomotiv şirketi Suzuki, küresel mali krizin en fazla etkilediği ülkeler arasında yer alan Macaristan'daki fabrikasından işçi çıkarma kararı aldı.

1991'den bu yana Estergon şehrinde üretimini sürdüren Suzuki, önümüzdeki günlerde 1200 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı.

Bu yıl fabrikanın üretim kapasitesini 300 bin binek otomobile çıkaran Suziki'nin, satışlarında kriz nedeniyle büyük düşüş yaşadığı kaydedildi.

Macaristan'da küresel kriz nedeniyle işten çıkarılanların sayısı yaklaşık 20 bini buldu.

Altın coşturdu, borsa kahrettirdi

Küresel krizin zirve yaptığı dönemlerden biri olan kasım ayında borsa, yatırım araçları içerisinde en büyük kayba neden olurken, altına yatırım yapanlar en büyük getiriyi sağladı.

Kasım ayında hisse senetleri ortalama yüzde 7,61 oranında değer yitirdi.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi, Kasım ayında 2.117,95 puanlık düşüşle 27.832,93 puandan 25.714,98 puana geriledi.

Mali endeksteki aylık ortalama düşüş yüzde 10,27, sanayi endeksindeki düşüş yüzde 11,57 olurken, hizmetler endeksinde yüzde 6,35 artış gerçekleşti.

Kasım ayında serbest piyasada dolar ve avronun Yeni Türk Lirası satış fiyatı yükseldi.

Dolar aylık bazda yüzde 1,42 artışla 1,5720 YTL’ye, avro yüzde 3,55 artışla Kasım sonunda 2,0400 YTL’ye çıktı. İngiliz Sterlini yüzde 3,78 düşüşle 2,4150 YTL’ye, İsviçre Frangı da yüzde 2,24 düşüşle 1,3100 YTL’ye geriledi.

Kasım ayında 24 ayar külçe altının satış fiyatı yüzde 11,44 oranında artarak 36,70 YTL’den 40,90 YTL’ye, Cumhuriyet Altını'nın satış fiyatı da yüzde 10,48 oranında artarak 248,00 YTL’den 274,00 YTL’ye ulaştı.

Yatırım fonlarına katılma belgeleri Kasım ayında ortalama yüzde 1,57 oranında artış kaydetti.

Kasım ayında, hazine bonosu ve devlet tahvilindeki aylık net kazançlar yüzde 1,34-1,82 arasında oldu.

Kasım ayında repo yatırımcıları net yüzde 1,30 kazanç elde ettiler. 1 ay vadeli mevduat faizinin aylık net getirisi ise yüzde 1,12 olarak gerçekleşti.

Piyasalar nasıl bir seyir izleyecek?

ABD'nin yeni başkanı Barack Obama'nın yeni, güçlü ve kapsamlı bir ekonomiyi canlandırma paketini hayata geçireceği beklentileri ve Citigroup'un kurtarılmasının etkisi geçtiğimiz hafta piyasalar açısından toparlanma fırsatı yarattı.

Yurtdışında ABD Hazinesi'nin otomotiv, öğrenci ve kredi kartlarını temin edilebilirliğini artıracak 25-100 milyar dolar tutarında yeni program harcayacağına yönelik haberler, FED'in daralan kredi piyasaların desteklemek için açıkladığı yeni programlar ve dünya borsalarındaki seyir takip edilirken, yurtiçinde başarılı geçen Hazine ihalelerinin ardından gözler Başbakan Tayyip Erdoğan'ın IMF ile anlaşma ve ekonomik paket konularında yapacağı açıklamaya çevrildi.

IMF ile anlaşma konusunda belirli bir aşamaya gelindiği ve Aralık ayı içinde imzalanacağı yönünde çıkan haberler, İMKB'nin yönünde belirleyici olurken, hükümetin hazırladığı önlem paketinin ayrıntıları merak ediliyor.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB)işlem gören hisse senetleri, haftalık bazda ortalama yüzde 17,07 değer kazandı.

İMKB’de Bileşik Endeksi, haftalık bazda 3.749,02 puan artarak, 21.965,96 puandan 25.714,98 puana çıktı.

Geçtiğimiz hafta, 22000-26000 bandında hareket bekleyen uzmanlar, piyasalardaki iyimserliğin endeksin bu yükselişini devam ettirebileceğine dair bir izlenim yarattığını belirtiyor. Buna istinaden borsa önümüzdeki 15 gün içerisinde 27750-29000 aralığına yükseliş yapabilir.

Fakat yurtdışındaki reel ekonomilerde yaşanan sorunlar ile ekonomik dataların gittikçe kötüleşmesine dikkat çeken analistler, bu yükselişin tekrardan satış yönüne dönebileceğini vurguluyor.

Bu bağlamda önümüzdeki iki ay içinde İMKB'nin yeniden 21000 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor.

29000 seviyesine yaşanacak yükselişteki ana unsur iç piyasada IMF ile anlaşma umudu, mevduata güvence sınırının yükseltilme beklentisi ve hükümetin açıklayacağı tedbir paketi olacak.

Analistler, 29000 seviyesi görülürse, biz bu seviyelerden yatırımcıların kesinlikle kâr satışı yapmasını tavsiye ediyor.

DÖVİZ PİYASASINDA NELER OLUYOR?

Cuma günü piyasaların kapanışı itibari ile, Amerikan Doları'nın satış fiyatı haftalık bazda yüzde 5,98, avronun satış fiyatı da yüzde 2,72 düştü. Doların kapanıştaki satış fiyatı 1,5720 YTL, avronun da 2,0400 YTL oldu.

Bunun yanı sıra, haftalık bazda 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 1,49, Cumhuriyet Altının gram satış fiyatı yüzde 1,48 arttı.

Önceki hafta sonu 40,30 YTL olan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 40,90 YTL’den, 270,00 YTL olan Cumhuriyet Altınının satış fiyatı da 274,00 YTL’den haftayı tamamladı.

IMF ile yapılacak anlaşma, sonuçta tekrar bütçeye disiplin getirecek. Bununla beraber Türkiye'nin rezerv olarak kullanabileceği belli bir miktar para piyasaya giriş yapacak.

Asıl sorun gelecek yıl özellikle de reel sektördeki borç çevirme oranı olarak görünüyor. Analistlere göre, IMF anlaşması ile birlikte dolar/YTL kuru buralarda yataylaşır ve volatilite düşer.

Ancak IMF ile yapılacak anlaşmada rakam düşük gelirse, piyasa bunu beğenmeyebilir. Çünkü açık olan fonlama ihtiyacı var. Böyle bir durumda dolar/YTL kuru yukarı, borsa ise aşağı doğru hareketedecektir. Bunun için anlaşmanın türü ve daha da önemlisi rakamı seyir üzerinde belirleyici olacak.

IMF anlaşmasında 15-20 milyar dolar arasındaki bir rakam olumlu değerlendirilir. Bunun altındaki rakamlar kuru bu seviyelerde tutması için yetersiz kalabilir.

Bunun yanı sıra, alınan önlemlerle yurtdışından "paldır küldür" döviz geleceğini düşünmeyen uzmanlar, Türkiye'nin yurtdışında tuttuğu tasarruf açısından büyük bir fon girişi beklemediklerini belirtiyor.

TAHVİL - BONO PİYASASI

Tahvil ve Bono Piyasası'nda yatay ve sakin bir seyir izleniyor.

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası'nda, ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vadelerdeki bono ve tahvillerin haftalık net getirileri ise yüzde 0,30 ile yüzde 0,42 arasında gerçekleşti.

Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarına bakıldığında, mevduat faizinin haftalık net getirisi, bir aylık mevduatta yüzde 0,26’da kaldı.

Önceki hafta sonunda ortalama faizleri yüzde 16,9 dolayında olan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,29 olarak gerçekleşti.

Yatırım fonlarına katılma belgeleri geçen hafta ortalama yüzde 1,56 değer kazandı. (A) tipi endeks haftalık bazda yüzde 9,82, (B) tipi endeks yüzde 0,71 yükseldi.

Gözlerin IMF ile yürütülen görüşmeler ile açıklanması beklenen ekonomi paketine çevrildiği bono piyasasında, şu anda piyasanın IMF ile anlaşmayı yüzde 60-70 oranında fiyatladığı belirtiliyor. Beklenti, yurtdışında ekstra olumsuz bir gelişme olmadığı taktirde, bono faizlerinin bu seviyelerde işlem göreceği yönünde."

Dolar düştü, altın çıktı, petrol yön arıyor

Uluslararası piyasalarda geçen hafta, ABD Doları, Japon yeni dışındaki önemli para birimleri karşısında değer kaybederken, altın fiyatları yükseldi.

ABD hükümeti, Citigroup'u kurtarma planını hafta içinde açıkladı.

Citigroup, ABD Hazinesi, Fed ve Federal Mevduat Sigorta Fonu (FDIC) ile yaptığı anlaşma sonucu 40 milyar dolar değerinde sermaye desteği alacak.

ABD ekonomisi bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,5 oranında küçüldü.

Ticaret Bakanlığı, daha önce yüzde 0,3 olarak tahmin edilen daralmanın, yüzde 0,5 olarak revize edildiğini bildirdi. Yüzde 0,5'lik daralmanın, 2001 yılının üçüncü çeyreğindeki yüzde 1,4'lük küçülmeden sonraki en kötü veri olduğu belirtiliyor.

ABD'de Ekim ayında tüketici harcamaları yüzde 1, dayanıklı mal siparişleri ise yüzde 6,2 düştü, kişisel gelirler ise yüzde 0,3 arttı. Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, ABD'de tüketici harcamaları geçen ay 2001 yılından bu yana en büyük düşüşle yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Bakanlık kişisel gelirlerin ise geçen ay yüzde 0,3 arttığını belirtti.

ABD'de ekonomik aktivitenin üçte ikisini oluşturan tüketici harcamalarındaki büyük düşüş, ABD ekonomisinin durgunluğa gittiği endişelerini artırdı.

Bakanlığın açıkladığı bir başka veriye göreyse, ABD'de Ekim ayında dayanıklı mal siparişleri son 2 yılın en fazla düşüşüyle yüzde 6,2 geriledi.

Ekonomistler, dayanıklı mal siparişlerinin yüzde 3 düşmesini bekliyorlardı.

Dayanıklı mal siparişlerinde otomobil ve uçak siparişlerindeki düşüş önemli rol oynadı.

Öte yandan, geçen hafta işsizlik maaşı için başvuranların sayısında düşüş yaşandı. Önceki hafta işsizlik maaşı için başvuranların sayısı son 16 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştı.

ABD Doları'nın uluslararası döviz borsalarında önemli para birimleri karşısında, Pazartesi günü kapanış ve Cuma günü öğle değerleri şöyle oldu:

PARA BİRİMİ PAZARTESİ CUMA
Japon Yeni 95,24 95,62
İsviçre Frangı 1,2168 1,2141
Kanada Doları 1,2690 1,2271

Londra döviz piyasasında pazartesi günü 1,2660 dolardan kapanan avro, cuma kapanışta 1,2705 dolara yükseldi. Aynı borsada haftaya 1,4976 dolarda giren İngiliz Sterlini ise cuma kapanışta 1,5412 dolara çıktı.

Altın fiyatları

Londra borsasında, altının ons fiyatı pazartesi günü 816,75 dolar iken, cuma günü 819 dolardan kapandı.

MENKUL KIYMET PİYASALARI

New York Menkul Kıymetler Borsası'ndaki endeksler, "Şükran Günü" alışverişlerindeki artışlar nedeniyle haftayı yükselişle kapattılar.

Dow Jones Endeksi, ortalama yüzde 9,7 oranında değer kazanarak 8.829,04 puandan haftayı kapattı.

Teknoloji endeksi Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 10,9 ve Standard and Poor's 500 endeksi de yüzde 12 oranlarında değer artışıyla haftayı kapattılar.

Tokyo Borsası'nda, Nikkei Endeksi geçen hafta, 601,48 puan değer kazanarak, 8.512,27 puanda kapandı.

Londra Menkul Kıymetler Borsası'nda FTSE-100 endeksi de 507,05 puan yükselerek, 4.288,01 puandan kapandı.

PETROL FİYATLARI

Uluslararası ham petrol fiyatları, 55 doların altında seyrediyor.

ABD Ham Petrolünün Ocak ayı varil teslim fiyatı, haftanın son işlem gününde 54,43 dolardan işlem gördü. Brent türü Kuzey Deniz Ham Petrolünün Ocak ayı varil teslim fiyatı da 53,49 dolar düzeyinden alıcı buldu.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC, petrol üretimini yeniden kısmaya hazırlanıyor.

Kartele üye ülkelerin bakanları, Kahire'de bugün başlayan toplantıda, Aralık ayında yeniden kesinti yapıp yapmama konusunda belli ölçüde karar verecekler.

1980'lerden buyana dünya petrol talebi ilk kez daralma gösterirken, OPEC'in de 55 doların altına düşen petrol fiyatlarını istikrara kavuşturmak için yeniden kesintiye gidebileceği belirtiliyor.

Borsanın önü açık

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri geçen hafta ortalama yüzde 17,07 oranında değer kazandı.

Yurt dışında ve ABD'de genel olarak beklentilerden kötü gelen ekonomik verilere karşın finansal sistemi desteklemek adına açıklanan büyük kurtarma paketleriyle birlikte iyimserlik arttı.

Yurt içinde ise belli bir aşamaya gelindiği kaydedilen IMF anlaşması ve ekonomik önlem paketine yönelik olumlu bekleyiş, bu hafta IMKB'de hızlı bir yükselişi beraberinde getirdi.

Dünya piyasaları ABD de başlayan finansal krizin etkilerini azaltması yönünde hükümetin atacağı adımları izledi. Seçilmiş başkan Barack Obaman'ın ekonimi yönetimini Tim Geithner'e vereceği haberleri piyasalar tarafından olumlu karşılandı.

Citigroup'un ABD hazinesi ile anlaşması, finansal sistemdeki tıkanmanın giderilmesi için Fed'in açıklamaları gibi haberler piyasalarda olumlu algılandı ve sert tepki vermesine neden oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın IMF ile ilgili açıklamaları da iç piyasa açısından oldukça olumlu algılandı.

Borsa haftaya yüzde 9,88'lik artışla başladı. Endekste Salı günü de ortalama yüzde 1,19'luk artış oldu. Çarşamba gününü yüzde 0,07'lik kayıpla beklemede geçiren endeks, haftanın son iki gününü artıda kapattı. Hisse senetleri Perşembe günü ortalama yüzde 3,99, Cuma günü de ortalama yüzde 1,31 artış gösterdi.

Uzmanlar, dip seviyeye göre yaklaşık yüzde 22 değer kazanan İMKB'nin, ara düzeltmeler olsa da kısa vadeli yönünü yukarı çevirmiş durumda olduğunu savunarak dış piyasalardaki tepki hareketi bozulmadığı taktirde İMKB'nin de yükselme eğiliminde devam edeceğinin beklendiğini kaydediyor.

Uzun soluklu düşüşün ardından tepki çıkışı yapan endekste 26.200'in önemli direnç olarak göründüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu seviyenin aşılması halinde çıkış hareketinin hızlanacağını ve hedefin 29.500-32.200 bandı olacağını tahmin ediyor.

Yaşanabilecek olası satış baskısında ise sırasıyla 24.400-23.800 ve 23.200-22.600 aralıklarının ise destek seviyeleri olacağı belirtiliyor.

Güncel Haber

önceki sayfa sonraki sayfa

CHP'li gençlerden buzdolaplı protesto

İSTANBUL (İHA) - Beşiktaş meydanında toplanan bir grup CHP'li genç, işsizlik ve ekonomik krizi buzdolabı ile protesto etti. İçinde az miktarda peynir, ekmek ve zeytin bulunan buzdolabının üzerine "halkın buzdolabı" yazan gençler, vatandaşın zor durumda olduğunu ifade ettiler.

CHP İstanbul İl Gençlik Kolları üyesi yaklaşık 50 kişi, Beşiktaş Demokrasi Meydanı'nda toplandı. İşsizlik ve ekonomik krizi protesto eden gençler, yanlarında getirdikleri ve içerisinde az miktarda zeytin, peynir ve ekmek bulunan buzdolabının üzerine "halkın buzdolabı" yazdı. "Ekonomik kriz deldi geçti" yazılı pankart taşıyan CHP'li gençler, yaptıkları basın açıklamasında yanlarında getirdikleri buzdolabının halkın buzdolabını temsil ettiğini söyledi. ABD'de başlayan ekonomik krizin 71. gününe
gelindiğini belirten gençler, "Kriz bazılarını teğet geçmiş olabilir ama vatandaşı teğet geçmedi. Çok sayıda kişi işsiz kaldı. Öte yandan doğalgaz ve elektriğe gelen zamlar vatandaşın belini büktü. Bu krizden kurtulmanın yolu CHP'nin iktidara gelmesidir" dedi.

Başörtülü teyzeden Baykal'a karanfil

İZMİR (İHA) - İzmir Adnan Menderes Havaalanı'na, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı uğurlamaya gelenler arasında bulunan 78 yaşındaki başörtülü Meliha Ertop, Baykal'a karanfil verdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İzmir Doğal Yaşam Parkı'nın açılışının ardından partililerin oluşturduğu konvoy eşliğinde İzmir Adnan Menderes Havaalanı'na geldi. Baykal, burada bir süre dinlendi. Baykal'ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu ve partililerle sohbeti sırasında 78 yaşındaki Meliha Ertop isimli başörtülü vatandaş gelerek Baykal'a karanfil verdi. Baykal da bunun üzerine, Meliha Ertop'a teşekkür ederek mavi başörtüsünün kendisine çok yakıştığını söyledi. Bugünkü açılış programını değerlendiren Baykal, İzmir'de güzel bir gün geçirdiğini belirterek, "İnşallah seçimden sonra gelecek başkan büyük atılım kazandırır ve İzmir'in yükselişi devam eder" dedi. Bu sırada Baykal'ın yanında bulunan Başkan Kocaoğlu da, "İnşallah" diyerek karşılık verdi.

88 yıl gizli kalan gerçek


Enver Paşa'nın Kurtuluş Savaşı sürerken İngilizler'le üç ayrı gizli görüşme yaptığı belgelendi. İngiliz istihbarat raporlarına göre, Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması karşılığında İngiltere'ye Bolşevikler ile işbirliğinden vazgeçmeyi öneren Enver Paşa, ‘Anlaşma olursa Mustafa Kemal lider olabilir' diyor.

İTTİHAT ve Terakki Cemiyeti'nin kurucu önderi Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın dönemin İngiliz Savunma Bakanı Winston Churchill'in bilgisi dahilinde İngiliz İstihbarat Binbaşısı Ivor Hadley ile Berlin'de üç kez gizlice görüştüğü ortaya çıktı. İngiliz isthbarat raporlarına göre, 88 yıl önce yapılan görüşmelerde, Enver Paşa, İngiltere'ye açıkça Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması için teklif götürüyor. Mustafa Kemal'in tekliften haberi olup olmadığı sorusuna ise Enver Paşa, ‘Aramız çok iyi. Benim altımda çalışabileceğini söyledi. Lider olabilir' yanıtını veriyor.

Sağlık raporlarında kaos yaşanıyor

ANKARA (ANKA) - Yürürlüğe 22 Ekim'de giren Sağlık Uygulama Tebliği'nde yapılan düzenlemeye göre hastaların eskiden almış oldukları sağlık raporları, 31 Aralık tarihine kadar geçerli olacak, bu tarihten sonra ise raporlarını yinelemeleri gerekecek.

ANKA'nın edindiği bilgiye göre, hayatı önem taşıyan ilaçları kullanmak zorunda olan hastalar ilaç katkı payından muafiyet olmak için almaları gereken rapor nedeniyle 1 Ocak'tan itibaren hastane önlerinde uzun kuyruklar oluşturacaklar.

22 Ekim'de yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği'nde(SUT) yapılan düzenlemeye göre hastaların eskiden almış oldukları sağlık raporları 31 Aralık'a kadar geçerli olacak, bu tarihten sonra ise yenilemeleri gerekiyor. Ancak SUT'ta yer alan düzenlemenin 1 Ekim'den itibaren geçerli olacağı yönündeki ifade eczacıların kafasını karıştırdı. Zira 22 Ekime kadar raporlu hastalara verdikleri 3 aylık ilaçların bedellerinin faturalarından kesilip kesilmeyeceği eczacıya bildirilmedi. Eczacılar tam bir keşmekeş yaşadıklarını söyleyerek belirsizliğe isyan ederken, 1 Ocak'tan itibaren hastalara ise yine hastane kuyrukları gözüküyor.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, SGK İl müdürlüklerinin bir kısmından aldıkları sözlü bilgiye göre, Kasım-Aralık ayında raporuyla ilaç almaya gelen bir hastaya elinde bulunan eski raporuna göre 3-5 kutu alması gereken ilacının sadece 31 Aralık'a kadar kullanabileceği kadarını verebileceklerini bildirdi. Diğer ilaçlarının ise 01 Ocak'ta yeniden rapor çıkararak alabileceği ifade edildi.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Ecz. Nurten Saydan, eski raporlara ne kadar ilaç verileceğinin şu anda bütün ülkede meçhul olduğunu belirterek “Her gün 23 bin eczaneden raporlu hastalarımızın ilaçlarını bir bilinmezlik içinde karşılıyoruz” dedi TEİS Başkanı Saydan, şunları söyledi:
“22 Ekim 2008 tarih 27032 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği'nde 1 Ekim'den geçerli olmak üzere ‘SUT'un yürürlüğe girmesinden önce düzenlenen sağlık raporları, raporun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan SUT hükümlerine uygun olması kaydıyla 31/12/2008 tarihine kadar (bu tarih dahil) geçerlidir.

SUT' un yürürlük tarihinden önce düzenlenmiş SUT hükümlerine uygun olan sağlık raporları ise SUT' ta belirtilen süreleri boyunca geçerlidir' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yani 22 Ekim'de yayınlanan bir tebliğ değişikliği ile 22 gün öncesine ait bir değişiklik geriye dönük olarak uygulamaya geçmiş olup Tebliğ geriye dönük olarak işletilerek ciddi anlamda bir mağduriyet oluşturulmuştur.

Maddeden de anlaşıldığı gibi eski raporlar 31 Aralık 2008 tarihine kadar geçerlidir denilmesine rağmen bazı il müdürlükleri raporlu hastalarımızın ilaçlarını 31 Aralık 2008 tarihine yetecek kadar verilmesi yönünde bir görüş bildirmektedirler. Raporlu hastalarımıza bunu nasıl anlatacağız, ‘ben senin ilacını 31 Aralık'a kadar verebilirim' dediğimizde; hastalar ‘bizim raporlarımız ve bu ilaçları almaya hakkımız var, sen kim oluyorsun da bana reçetemde yazılı olan ilaçtan az ilaç veriyorsun?' diyerek hesap soruyorlar. Bir kez daha hastalarımızla karşı karşıya getiriliyoruz."

-“TEBLİĞ ANLAŞILIR DEĞİL, SGK İSE SESSİZLİĞİNİ KORUYOR”-

TEİS olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu'na eski raporlara ilişkin ne yapılacağına dair resmi yazılar gönderdiklerini belirten Saydan, “Ancak SGK bu konuda sessizliğini halen korumakta ve bizleri ne yapacağımız konusunda bilgilendirmemektedir. Eski raporlara ne kadar ilaç verileceği şu anda bütün ülkede kesin olarak bilinmemektedir. SGK yetkililerine soruyoruz 31 Aralık 2008 günü hastalarımızın raporlarının bitiş tarihi midir?” dedi.

-İLAÇ DOZLARINDAKİ KARMAŞA-

Hastanın 31 Aralık günü raporu ile reçete yazdırdığında 1 günlük mü ilaç alacağını, yoksa hakkı olan 90 günlük ilacı mı alacağının belirsiz olduğunu ifade eden TEİS Başkanı Saydan şunları söyledi:

“Her zaman dile getirdiğimiz gibi tebliğler açık ve net yazılmalı, eczacı ve eczacı örgütlerinden görüş alınmalıdır. Zira Tebliğde net, açık ve anlaşılır ifadeler kullanılmadığı için, SGK il müdürlükleri bile yazılan maddeyi anlamamakta ve farklı uygulamalar ortaya çıkmaktadır. SGK Başkanlığı'nın sessizliğini korumaya devam etmesi halinde sene sonu itibariyle sağlık kuruluşlarında karmaşa ve yoğunluk yaşanacaktır. 1 Ekim SUT hükmüne uymayan bütün eski tarihli raporların 1 Ocak 2009 tarihinde geçersiz olacağını raporlu vatandaşlarımıza hatırlatıyor ve yıl sonunda (31 Aralık) mağduriyet yaşanmaması ve karmaşanın önlenmesi için yetkilileri göreve davet ediyoruz.”(ANKA)

Rötarlı uçuşa tazminat yok

ANKARA (ANKA) - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 3 saat rötar yapan THY aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verdi. Bu kararla, uçakların rötar yapması nedeniyle kişilerin maddi ve manevi kaybı "yok" sayıldı.

Yurtdışında eğitim gören oğlu ile birlikte Antalya'dan İstanbul'a gitmek üzere Türk Hava Yolları'nın 20 Ağustos 2005 tarihinde 16:45 uçağında yer ayırtan Mustafa Talat Sözen, uçağın kalkışından 35 dakika önce havaalanına geldi. Koltuk sayısından daha fazla rezervasyon yapıldığı gerekçesiyle Sözen ve oğlu uçağa alınmadı. Sözen ve oğluna 19.40 uçağında yer ayırtıldı. Biletlerinde belirtilen 16:45 uçağı yerine 19:40 uçağı ile İstanbul'a dönen Sözen, havaalanında 2 saat 55 dakika beklemeleri nedeniyle oğlunun yurtdışı seyahati ile kendisinin İstanbul programının alt üst olduğunu, ruhsal dengelerinin bu durumdan olumsuz etkilendiğini ve çok önemli bir iş yemeğini iptal etmek zorunda kaldığını belirterek bin YTL maddi ve 5 bin YTL de manevi tazminat talebiyle dava açtı.

-MAHKEME; MANEVİ TAZMİNATI KABUL ETTİ, MADDİ TAZMİNATI REDDETTİ

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, davacı Sözen'in maddi zararının ispatlayamaması nedeniyle THY yi 2 bin 500 YTL manevi tazminat ödeme mahkum etti. Mahkeme, gerekçeli kararında şu görüşleri dile getirdi:

“Davalının savunmasında ileri sürdüğü hususlar tamamen kendi uçuş ve fiyat politikaları ile ilgili olup bu durumun 3. kişiler tarafından kabul edilebilir olmasını beklemek hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Bu şekilde uygulamayı haklı kılan herhangi bir ulusal ve uluslararası havacılık kuralının da varlığı iddia edilmemiştir. Davalı kurumun kendi uçaklarının koltuklarını dolu olmasını temin amacıyla uçak kapasitesinden fazla bilet satmak suretiyle davacının seyahatini zamanında yapamamasına neden olmasında ağır bir hizmet kusuru olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davalının bu ağır kusuru sebebiyle davacı tarafın gecikme sebebiyle iş toplantısını iptal ettiği ve iradesi dışında 2 saat 55 dakika daha bekleyerek başka bir uçakla gitmek zorunda kaldığı bu suretle büyük bir manevi sıkıntı ve üzüntüye düştüğü tartışmasızdır. Borçlar Kanunu 49 ve Medeni Kanun'un 24-25. maddelerine göre kişilik haklarına yapılan saldırıların müeyyideleri düzenlenmiş olup; takdir edilecek tazminatın meydana gelen olayın ağırlığına, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ve tarafların bu olay sebebiyle elde ettikleri yarar ve zarar dengesinin takdirine bağlı olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarının mahkememizce fahiş olduğu kabul edilerek günün ekonomik koşulları ve hak ve nesafet kuralları göz önüne alınarak davacı tarafın bu olay sebebiyle takdiren 2 bin 500 YTL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Davacının talep ettiği maddi tazminat talebi yönünden ise; uğradığını iddia ettiği maddi kayıplara ilişkin herhangi bir belge sunmaması nedeniyle bu iddiasını ispatlayamadığı kabul edilerek maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

-YARGITAY: "MANEVİ ZARAR GÖRMEDİ"-

Mahkemenin kararının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davanın tümden reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Daire, verdiği bozma kararında mahkemenin sadece davacının beyanına göre karar vermesinin yanlış olduğuna dikkat çekerek şu görüşleri dile getirdi:

“Mahkemece, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılmamış, böyle bir durumun mevcut olması halinde dahi, somut olayın özellikleri nazara alındığında durumun davacı yönünden nasıl manevi zarar oluşturduğu karar yerinde tartışılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, özellikle anılan biletin günü ve saati dikkate alınarak, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılıp, böyle bir durumun gerçek olduğu tesbit edilirse, bu kez manevi tazminatın koşullarının nasıl oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.”

-MAHKEME DİRENDİ AMA-

Yargıtay'ın bozma kararına direnen Mahkeme, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, seyahatin zamanında yapılmamasının herkesin programını aksatacağınının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.
Mahkemenin direnme kararının ardından dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine geldi. Genel Kurul da, Daire'nin görüşü yönünde karar verdi. Böylece, rötarlı uçtuğu için tazminat talebiyle dava açan davacının davası reddedilmiş oldu. (ANKA)

İşte Ata'nın son fotoğrafı

İşte Ata'nın son fotoğrafı
Eski Futbol Federasyonu Başkanı Mustafa Kemal Ulusu, Atatürk'ün bilinmeyen yönleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Atatürk'ün aslında Çankaya Köşküne gömülmek istediğini açıklayan Ulusu yayınladığı kitabında da Atatürk'ün en son çekilmiş fotoğrafını yayınladı.

İşte Atatürk'ün son fotoğrafları

Atütürk'ün Çankaya Kütüphanecisi Nuri Ulusu'nun oğlu eski Futbol Federasyonu Başkanı Mustafa Kemal Ulusu, Atatürk'ün bilinmeyen yönleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Vatan Gazetesi'nin haberine göre, Atatürk'ün son 12 yılında sürekli yanıbaşında olan babasının anılarından

derlenen ve geçen ay çıkan ‘Atatürk'ün Yanı Başında' isimli kitabından alıntılar yapan Mustafa Kemal Ulusu, “Atatürk'ü son zamanlarda büyük devlet adamlığının yanı sıra farklı gösterip, onu farklı tanıtmak isteyenler var. Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra hiçbir yurt dışı gezisine çıkmadı. Tüm dünya liderleri, krallar dahil onu görmek için Ankara'ya gelmek zorunda kaldı. Şimdikiler öyle mi? Üç kuruş için dünya yol gezip, okyanusları aşıyorlar” dedi.

Fiyaskonun kralları

Türk futbolseverleri şampiyonluklar kadar transfer dönemleri de heyecanlandırır, ama her transfer heyecan verdiği kadar olumlu olmayabilirde.

Her transfer döneminde kulüplerimize akla hayale gelmeyecek isimler transfer edilir. Görüşmelerin son aşamada olduğu hatta futbolcunun Türkiye'yi gezmeye geldiği bile söylenir.

Başbakan Erdoğan'dan tarihi mesajlar

KIZILCAHAMAM (ANKA) – İnan Gedik bildiriyor-Başbakan Recep Tayip Erdoğan, son dönelerde söyleminin değiştiğine dair çıkan haberlere ve analizlere tepki göstererek, “3 Kasım öncesinde, 28 Mart öncesinde, 22 Temmuz öncesinde hangi dili, hangi söylemi kullandıysak bugün de aynı dili, aynı söylemi kullanıyoruz. Belki bir fark var. Bugün artık büyük Türkiye'nin dilini kullanıyoruz” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, AKP 13. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında milletvekillerine ve partilileri hitap etti. Yaklaşık 2 saat süren uzun konuşmasında Erdoğan birçok konuda önemli mesajlar verdi, kendisine ve partisine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Hemen her konuda konuşan Erdoğan, konuşması uzayınca canlı yayın yapan televizyonlara seslenerek yayını kesmemelerini istedi. Ancak, Erdoğan'ın konuşmasının tamamını sadece TV 24 ile Ülke TV verdi.
Toplantının hayırlı geçmesini dileyen Erdoğan, “Bizler Ak Parti ailesi olarak her fırsatta bir araya geliyor durum değerlendirmesi ve özeleştiri yapıyor, heyecanımızı tazeliyoruz. Konuşmaktan, diyalogdan, tartışmaktan asla kaçınmıyor ve her fırsatta aynaya bakıyor kendi muhasebemizi yapıyoruz” dedi.
Erdoğan, milletin kendilerine bir emanet verdiğini unutmamaları gerektiğini ve bunun anlamını, kutsallığını biran olsun akıllardan çıkarmadıklarını kaydederek, “Emanetin asıl sahibi aziz milletimizdir. Bizim şahsi bir hırsımız yok, bizim tamahımız yok, bizim kibrimiz yok, koltuk sevdamız, makam mevki takıntımız yok” diye konuştu. AKP'nin gücünün milletle kurduğu bağdan geçtiğini ifade eden Erdoğan, AKP'nin seçimlerdeki başarısını anlatarak bu başarının tarihte çok az partiye nasip olduğunu söyledi.

-“STATÜKOCULUK BİZİM KİTABIMIZDA YER BULAMAZ”-

“Statükoculuk bizim kitabımızda yer bulamaz” diye konuşan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Yolsuzluk bizim aramızda yer bulamaz, yasakçı anlayışlar yer bulamaz. ‘3Y' dedik. Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla mücadele diyerek yola çıktık. Ak Parti'yi hiç kimse yanlış yerde konumlandırmasın, farklı bir elbise biçmeye kalkmasın. Ak Parti ve onun mensuplarını başkalarına benzetmeye gayret etmesin. Hiç kimse zihnindeki dar kalıplarla Ak Parti'ye kendine göre sınırlar çizmeye yeltenmesin. Ak Parti'nin yolu hukuk, demokrasi, adalet, kalkınma yoludur, milletin yoludur.”

-“BU MİLLET OYUNU KÖMÜRE SATMAYACAK KADAR ONURLU”-

Erdoğan, iktidarları dönemindeki icraatlarını da anlatarak, kendisi ve partisi hakkında son dönemlerde yapılan analizleri de şu sözlerle değerlendirdi:
“Kimse Ak Parti'yi olduğundan farklı göstermeye çalışmasın. Bakıyorsunuz akla hayale gelmedik analizlerle, siyaseti bilmeyen, anlamayan, halkın arasına karışmayanların yaptığı analizlere Türkiye'yi mahkum etmek istiyorlar. Bize ‘çok kızgın' diyorlar. Hayır, ben gerçekleri anlatıyorum. İşinize gelmediği için böyle bir yaftalama yapıyorsunuz. Benim milletim bu analizleri benim milletim yutmuyor ve yutmayacak da. Ak Parti'yi bu yanlış analizlerle izah etmeye, milletten gördüğü teveccühü farklı bir şekilde aldatmaya çalışıyorlar. Sanki ellerinde bir röntgen cihazı var, beyinlerimizin arkasındakini görmeye çalışıyorlar bir de görüyorlarmış gibi kati yorumlar yapıyorlar. Ak Parti neden bu kadar oy alıyormuş, neymiş, popülizm yapıyormuş, Kömür dağıtıyormuş, un dağıtıyormuş, yoksulluğu istismar ediyor, her kişiye bir tane cumhuriyet altını veriyor, varoşları istismar ediyormuşuz. Söyledikleri bu. Bundan farklı bir şey duydunuz mu? Milletin zekasını, milletin ferasetini, milletin hakimiyetini, kararını ve tercihini aşağılamaya tahkire kadar götürüyorlar ki ‘göbeğini kaşıyanlar oy veriyor' diyorlar. ‘Bu ülkenin zencileri oy veriyor' diyorlar. Ama millet bunları yutmuyor ve elinin tersiyle tokadı atıyor ve sandığa da gömüyor. Bu millet, bir çuval kömüre, bir çuval una oyunu satmayacak kadar onurludur, gururludur.”

-NAZIM HİKMET'TEN NECİP FAZIL'A-

Erdoğan, kendi icraatlarını ve muhalefetin eleştirilerini de yanıtladığı konuşmasında Türkiye'de yaşayan 70 milyon kişiye aynı hissiyatla yaklaştıklarını belirterek hiç kimseyi ayrı tutmadıklarını söyledi. “Yaradılanı yaradandan ötürü sevmek” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Erdoğan, “Eğer farklı yaradan düşünen varsa onlara diyecek bir şey yok. İsterse başı incik büncük bir Arap olsun, Kürt olsun fark etmez” diye konuştu. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“Biz Yunus'un diliyle konuşuyoruz. ‘Ya olduğun gibi görün ya da göründüğü gibi' ol diyor Hazreti Mevlana. Onun diliyle konuşuyoruz. ‘Gelin canlar bir olalım' diyor Pir Sultan Abdal, onun diliyle konuşuyoruz. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım, gür olalım' diyor Hacı Bektaşi Veli, onun diliyle konuşuyoruz. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyor Şeyh Edebali, onun diliyle konuşuyoruz. Aşık Veysel gibi yüreğimizden, gönlümüzden, harçerimizden sesleniyoruz. Yezid nedir? Ne Kızılbaş değimliyim hep bir gardaş, bizi yatar ataş, söndürmektir tek çaresi konuştuğumuz zaman. İşte Nedim'in diliyle, Baki'nin, Fuzuli'nin diliyle, Mehmet Akif'in, Nazım Hikmet'in, Necip Fazıl'ın diliyle konuşuyoruz. Farkımız bu.”

-“TÜRKİYE'YE KAYBETTİRENLER HESABINI VERECEK”-

Söylemlerinin değiştiklerini zannedenlerin kendilerini anlayamadıklarını ve kavrayamadıklarını söyleyen Erdoğan, 3 Kasım öncesinde, 28 Mart öncesinde 22 Temmuz öncesinde hangi dili, hangi söylemi kullandıysak bugün de aynı dili, aynı söylemi kullanıyoruz. Belki bir fark var. Bugün artık büyük Türkiye'nin dilini kullanıyoruz” diye konuştu.
Erdoğan kendileri için “Bunların gizli gündemi var, takiyye yapıyorlar” diyenlerin yüzlerinin kızarması gerektiğini söyleyerek 6 yıllık iktidarları döneminde ne olduklarını ortaya koyduklarını söyledi. İsim vermeden AKP hakkında açılan kapatma davasını da sert sözlerle eleştiren Erdoğan, iddianamenin Anayasa Mahkemesi'ne verildiği 14 Mart'tan bu yana Türkiye'nin kaybet

Diyanet'ten açılım: Kürtçe Kuran

TRT'nin Kürtçe kanalının ardından Kürtçe Kuran-ı Kerim gündemde. Diyanet İşleri Yayın Kurulu Başkanı Yeprem, “Neden olmasın” derken, Başkan Yardımcısı Görmez, “Her lehçeden olabilir, sakıncası yok” dedi. Tek sıkıntı Kürt kökenli bilim adamı bulabilmek

TRT'nin “Kürtçe kanal” açılımının ardından “devlet eliyle” Kürtçe Kuran tartışması da yeniden gündeme geldi. Akşam gazetesinin haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığı'nın iki yetkin ismi daha önce de tartışılan “Kuran-ı Kerim'in Kürtçe Meali” projesine yeşil ışık yaktı.

Diyanet'in Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Saim Yeprem, Kürtçe Kuran konusunda şunları söyledi: “Kürtçe mevlit metinleri zaten var. Devlet eliyle Kürtçe Kuran-ı Kerim'in hazırlanması da yapılmayacak bir şey değil. Kuran her dilde olmalıdır. Kürtçe, Türkiye'de bulunan bir vakadır. Bu çerçevede Kürtçe meali de hazılanmalı. TRT bile Kürtçe yayına karar verdikten sonra, Kürtçe Kur'an meali neden olmasın. Yaşanacak en büyük sıkıntı, Kürtçe'yi ve Arapça'yı çok iyi konuşan ilim adamına ihtiyaç bulunması...”

DİYANET BÖLGEYE ÇOK HASSAS
DİYANET İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da, ağırlıklı olarak Kürt kökenli vatandaşların yaşadığı Güneydoğu Bölgesi'ne özel önem veriyor. Bardakoğlu geçtiğimiz günlerde Güneydoğu'ya yaptığı ziyaret sırasında bölgedeki müftülerle bir dizi toplantı yapmıştı. Diyanet'in önümüzdeki dönem bölge çalışmaları arasında, Doğu ve Güneydoğu illerine “kadın vaiz” gönderilmesi de bulunuyor. Öte yandan bölge halkının dini hassasiyeti DTP'nin de dikkatini çekmişti. DTP'nin geçtiğimiz yıl Diyarbakır'da yapılan mitinginde, resmi kimliği olmayan bir imam eline Kuran alarak halka hitap etmişti. Daha sonra bu imam hakkında soruşturma başlatılmıştı.

DİN BİLGİNLERİNE İHTİYAÇ VAR
DİYANET İşleri Başkanlığı'nın yayınlardan sorumlu olan Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez de Kürtçe Kuran'a destek verdi. Görmez, şunları kaydetti: “Sadece Kürtçe değil, her dilde ve lehçede Kuran meali olmalı. Ancak gündemimizde böyle bir çalışma yok. Çünkü Kürtçe'ye göre çok daha yaygın olarak kullanılan başkaca dillerin tercümelerini henüz yapamadık. Kürtçe Kuran'ın hazırlanması başlı başına bir ilim meselesidir. Böyle bir çalışma için Kürtçe meali gerçekleştirecek, Kürtçe'yi iyi konuşup yazabilen din bilginlerine ihtiyaç var. Önce bu bilginlerin bulunması gerekiyor.”

Onbinler Sıhhiye Meydanı'nda

ANKARA (ANKA)- DİSK ve KESK öncülüğünde düzenlenen “Krize işsizliği, yoksulluğa ve zamlara karşı emek barış ve demokrasi” mitingine katılan onbinlerce çalışan Sıhhiye Meydanı'nı doldurdu.

Hipodrom'dan miting alanına gitmek için yeni yola çıkanlar olmasına rağmen eylem alanı olan Sıhhiye Meydanı'nda onbinlerce kişi Sıhhiye Meydanı'nı doldurdu. TMMOB, TTB, Türk-İş, CHP, DSP, SHP, TKP, EMEP ve ÖDP ile çok sayıda demokratik kitle örgütünün destek verdiği miting, Sıhhiye Meydanı'nda bayram havasında devam ediyor. Meydana kurulan platformdan örgüt temsilcileri, eylemciler eşliğinde hükümetin son dönemindeki uygulamalarını protesto eden sloganlar atarken, “Krizin bedelini ödemeyeceğiz”, “Yoksulluğa adaletsizliğe hayır” yazılı olanlar başta olmak üzere çok sayıda pankart açtılar. Platformdan sloganların yanında diğer taraftan müzik yayını da yapılıyor. Sıhhiye Meydanı'ndaki mitinge katılan çalışanların yüzbini bulması bekleniyor. Mitingde DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Sami Evren birer konuşma yapacak.

Mitinge siyasilerden destek

ANKARA (ANKA)- “Krize işsizliği, yoksulluğa ve zamlara karşı; Emek, barış ve demokrasi” mitingine sendika, sivil toplum örgütü ve çalışanların yanı sıra siyasiler de destek veriyor.
DİSK ve KESK önceliğinde Sıhhıye meydanında düzenlenen mitingde örgüt başkanlarıyla birlikte DTP milletvekilleri Akın Birdal, Hasip Kaplan, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ve kısa bir süre önce CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın da bulunuyor. Karayalçın, CHP'lilerin bulunduğu alanda partilileriyle birlikte eyleme destek veriyor.

Kimler kurban kesebilir?

Adana (AA)- Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Ateş, kurbanı, zekat verecek olanaklara sahip zengin Müslümanların kesmesi gerektiğini belirterek, ''yoksulların, kurban kesme yükümlülükleri yoktur. Taksit veya kredi kartıyla borçlanarak kurban kesmek, dini açıdan doğru bir davranış değildir'' dedi.

Ateş, kurbanın, zekat ve hac gibi malla yapılan ibadetler arasında yer aldığını söyledi. Bu nedenle hem kurban keseceklerin hem de kurban edilecek hayvanların
taşıması gereken bir takım şartların bulunduğunu belirten Ateş, ''zekat verecek boyutta zengin olan Müslümanların yılda bir kere bu ibadeti yerine getirmeleri vaciptir. Peygamberimiz bu ibadeti yerine getirmiş ve ekonomik durumu iyi olanlara da kurban kesmelerini emretmiş'' diye konuştu. Ateş, kurbanı zekat verecek boyutta ekonomik durumu iyi olan zengin Müslümanların kesmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Zekat verecek boyutta mala sahip olmayan yoksulların, kurban kesme yükümlülükleri yoktur. Fakat halkımız zengin ya da fakir olduğuna bakmaksızın borçlanarak, dertler üstlenerek hacca, umreye gitmeye çalışıp, 'başımızın gözümüzün sadakası olsun' anlayışıyla hareket etmekte, mutlaka fıtır sadakası vermeye gayret ettiği gibi, 'komşu ne der, evde çocuklar mahzun olur' gibi düşüncelerle her bayram mutlaka taksitle veya kredi kartıyla borç-dert kurban kesmeye çabalamaktadır. Bu durum dini açıdan doğru bir davranış değildir. Fakir Müslümanların böyle bir yükümlülükleri yoktur. Kendilerini ve ailelerini sıkıntıya sokacak bu tür davranışlarda bulunmaları dinen doğru değildir.''

Ateş, kurbanın, etinden ve derisinden akraba ve dostlardan başlanarak yoksulların yararlandırılması gerektiğini ifade etti. ''Kurbanın eti üçe ayrılarak bir kısmı aile bireylerine yedirilmeli, bir kısmı evimize gelen misafirlerimize ikram edilmeli, bir kısmı da yoksullara dağıtılmalı'' diyen Ateş, ''Yakınlarımız arasında yoksul kimse yoksa,
apartmanımızdaki, sokağımızdaki, mahallemizdeki komşularımıza öncelik vermemiz gerekir. Burada da yoksul bulunmuyorsa, daha geniş çevrede tanıdığımız yoksullara yardım ve sadakamızı ulaştırmalıyız. Dul hanımlar, öksüz ve yetimler, yaşlılar, sakatlar, çalışamayacak derecede hasta olan kimseler, çalıştığı halde karnını
doyuramayanlar, özellikle öğrenciler tercih edilmelidir''dedi.

Bayram öncesi veterinerlerden önemli uyarılar

ANKARA (ANKA)- Kurban Bayramı yaklaşırken, veterinerler vatandaşları kurbanlık hayvan alımında, kesiminde ve kesim sonrasında uymaları gereken hususlarda uyardı.

Türk Veterinerler Birliği, Veteriner Hekimleri Derneği, Türk Veteriner Hekimler Birliği Vakfı, Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümüyle ortaklaşa bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Türk Veterinerler Birliği Başkanı Mehmet Alkan, kurban bayramında, yaklaşık olarak 600 bin büyük baş ve 2 milyon küçük baş hayvanın nakli ve kesiminin yapıldığını belirterek, “Kurban Bayramında pazarlanan ve kesilen hayvanlar, hastalıkların yayılması ve halk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır” dedi. Hayvanlardan insanlara bulaşan 200'den fazla hastalık olduğunu vurgulayan Alkan, hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların özellikle kurban bayramında görülme sıklığının yüzde 30 oranında arttığını ifade etti.

-KURBANLIK HAYVAN ALIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR-

Vatandaşların kurbanlık hayvan alırken dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu ifade eden Alkan, veteriner sağlık raporu, menşe şahadetnamesi olmayan ve sığır, manda gibi büyük başlarda küpesi ve pasaportu bulunmayan hayvanların alınmaması gerektiğini ifade etti. Alkan şöyle konuştu:

“Çok zayıf, gebe olan, yeni doğum yapmış, yüksek ateşi olan, çok genç ve etleri olgunlaşmamış olan, tüyleri karışık ve mat olan, bakışları ve dış görünüşü cansız olan, ishali ve burun akıntısı olan, çevreye karşı, aşırı tepkili veya duyarsız olan hayvanların alınmaması gerekmektedir.”

Kurbanlıkların kesiminin, sağlık açısından mutlaka belediyenin kurmuş olduğu kesim yerlerinde yapılması gerektiğini belirten Alkan, cadde ve otoyol kenarlarında, sokaklarda kurban kesilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.

-KURBAN KESİMİNDE VE KESİM SONRASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR-

Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Başkanı İrfan Erol, kurban kesiminin mutlaka askılarda yapılması gerektiğini belirterek, hayvanın iç organlarının bir an önce çıkarılması, hayvan dışkısının yenilebilir organlara bulaştırılmaması gerektiğini ifade etti. Kesim sırasında hijyene çok önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, kesim yerinin ve kesim yapan kişinin temiz olmasının önemli olduğunu vurguladı.Kesim sonrasında da etin veteriner hekim tarafından kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Erol şunları söyledi:

“Etin olgunlaşmasının beklenmesi oldukça önemlidir. Et kesildiği gün tüketilmemelidir. Kesimden bir gün sonradan itibaren etin tüketilmesi gerekir. Ayrıca etlerin muhafazası da sağlık açısından önemlidir. Etleri küçük porsiyonlar halinde muhafaza etmek, üst üste koymamak gerekir.”

Konuyla ilgili konuşan Ankara Bölgesi veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nuri Çağış da, kurbanlık hayvanın kesimden önce 8 saat dinlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Hayvan alımının dini vecibelere göre yapılması gerektiğini söyleyen Çağış, “Kesimden sonra kanın iyice akıtılması gerekir” diye konuştu. Çağış, hayvanın derisinin dikkatli bir şekilde yüzülmesi ve derinin üzerinde et, yağ parçaları kalmaması gerektiğini vurguladı.

-“KÜÇÜK BAŞ HAYVAN SAYISI AZALIYOR”

Türk Veteriner Hekimler Birliği Vakfı Başkanı Abdullah Baytaz, Türkiye'de koyun varlığının 4'te 3'ünün azaldığını ifade etti. Baytaz, “Hızlı şehirleşmeyle hayvan varlığı buhar oluyor. Bu büyük baş hayvanlar için de geçerli maalesef böyle giderse biz kurban bayramında kesecek koyun bulamayacağız” diye konuştu.

Bayram öncesi veterinerlerden önemli uyarılar

ANKARA (ANKA)- Kurban Bayramı yaklaşırken, veterinerler vatandaşları kurbanlık hayvan alımında, kesiminde ve kesim sonrasında uymaları gereken hususlarda uyardı.

Türk Veterinerler Birliği, Veteriner Hekimleri Derneği, Türk Veteriner Hekimler Birliği Vakfı, Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümüyle ortaklaşa bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Türk Veterinerler Birliği Başkanı Mehmet Alkan, kurban bayramında, yaklaşık olarak 600 bin büyük baş ve 2 milyon küçük baş hayvanın nakli ve kesiminin yapıldığını belirterek, “Kurban Bayramında pazarlanan ve kesilen hayvanlar, hastalıkların yayılması ve halk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır” dedi. Hayvanlardan insanlara bulaşan 200'den fazla hastalık olduğunu vurgulayan Alkan, hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların özellikle kurban bayramında görülme sıklığının yüzde 30 oranında arttığını ifade etti.

-KURBANLIK HAYVAN ALIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR-

Vatandaşların kurbanlık hayvan alırken dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu ifade eden Alkan, veteriner sağlık raporu, menşe şahadetnamesi olmayan ve sığır, manda gibi büyük başlarda küpesi ve pasaportu bulunmayan hayvanların alınmaması gerektiğini ifade etti. Alkan şöyle konuştu:

“Çok zayıf, gebe olan, yeni doğum yapmış, yüksek ateşi olan, çok genç ve etleri olgunlaşmamış olan, tüyleri karışık ve mat olan, bakışları ve dış görünüşü cansız olan, ishali ve burun akıntısı olan, çevreye karşı, aşırı tepkili veya duyarsız olan hayvanların alınmaması gerekmektedir.”

Kurbanlıkların kesiminin, sağlık açısından mutlaka belediyenin kurmuş olduğu kesim yerlerinde yapılması gerektiğini belirten Alkan, cadde ve otoyol kenarlarında, sokaklarda kurban kesilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.

-KURBAN KESİMİNDE VE KESİM SONRASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR-

Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Başkanı İrfan Erol, kurban kesiminin mutlaka askılarda yapılması gerektiğini belirterek, hayvanın iç organlarının bir an önce çıkarılması, hayvan dışkısının yenilebilir organlara bulaştırılmaması gerektiğini ifade etti. Kesim sırasında hijyene çok önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, kesim yerinin ve kesim yapan kişinin temiz olmasının önemli olduğunu vurguladı.Kesim sonrasında da etin veteriner hekim tarafından kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Erol şunları söyledi:

“Etin olgunlaşmasının beklenmesi oldukça önemlidir. Et kesildiği gün tüketilmemelidir. Kesimden bir gün sonradan itibaren etin tüketilmesi gerekir. Ayrıca etlerin muhafazası da sağlık açısından önemlidir. Etleri küçük porsiyonlar halinde muhafaza etmek, üst üste koymamak gerekir.”

Konuyla ilgili konuşan Ankara Bölgesi veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nuri Çağış da, kurbanlık hayvanın kesimden önce 8 saat dinlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Hayvan alımının dini vecibelere göre yapılması gerektiğini söyleyen Çağış, “Kesimden sonra kanın iyice akıtılması gerekir” diye konuştu. Çağış, hayvanın derisinin dikkatli bir şekilde yüzülmesi ve derinin üzerinde et, yağ parçaları kalmaması gerektiğini vurguladı.

-“KÜÇÜK BAŞ HAYVAN SAYISI AZALIYOR”

Türk Veteriner Hekimler Birliği Vakfı Başkanı Abdullah Baytaz, Türkiye'de koyun varlığının 4'te 3'ünün azaldığını ifade etti. Baytaz, “Hızlı şehirleşmeyle hayvan varlığı buhar oluyor. Bu büyük baş hayvanlar için de geçerli maalesef böyle giderse biz kurban bayramında kesecek koyun bulamayacağız” diye konuştu.

Marmaray'da güvenlik tatbikatı

İstanbul (AA)- Marmaray Projesi tünel inşaatı alanında, Arama Kurtarma Derneği (AKUT) işbirliğiyle güvenlik tatbikatı yapıldı.

Hazırlanan senaryo gereği, istasyon kazı alanında patlama ve yangın meydana geldi. Acil durum sireninin çalmasıyla birlikte, şantiyedeki acil durum görevlilerince yangının çıktığı alanda çalışan işçilerin tahliyesi gerçekleştirildi. Daha sonra, istasyon kazı alanındaki yangın söndürülerek, baygın halde yatan bir işçi görevlilerce sedyeyle şantiye alanındaki güvenli bölgeye taşındı.

Öte yandan, şantiye alanındaki vinçte çalışan ve patlamadan etkilenerek yaralanan bir işçiye de müdahale edildi. Acil durum görevlileri, vincin üzerine çıkarak yaralanan işçiyi sedyeye bağlayıp, ipler yardımıyla aşağı indirdi. Aşağıda bekleyen görevliler, yaralı işçiyi daha sonra olay mahallinden uzaklaştırdı. Marmaray çalışmasını yürüten Gama-Nurol Holding Kalite Müdürü Bülent Çakar, tatbikatın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Marmaray Projesi'nde acil durumla ilgili herhangi bir olay söz konusu olduğunda, buna nasıl müdahale edileceğiyle ilgili kaygıları gidermek için tatbikatlar yaptıklarını söyledi.

Yaklaşık 4 ay önce AKUT ekibinden acil durum müdahale yönetimi konusunda 3 gün süren bir eğitim aldıklarını anlatan Çakar, bu eğitimden sonra uygulama için ilk olarak Ağustos ayında Üsküdar'da, bugün de Yenikapı'da tatbikat gerçekleştirdiklerini ifade etti. Amaçlarının, acil durumu yönetecek personelin olası bir durumda
karşılaşabilecekleri sorunları görebilmelerini ve aldıkları eğitimi uygulamaya dökebilmelerini sağlamak olduğunu belirten Çakar, bu tatbikatın başarıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Güncel Haberler

önceki sayfa sonraaki sayfa

Öcalan yine tehdit etti

İmralı'ya yeni arkadaşlar Öcalan'ı tatmin etmedi. Bölücübaşı avukatları aracılığıyla tehditler savurdu.. Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan, bölgede şu an ayaklanmanın olduğunu savunarak baharda bunun fırtınaya dönüşebileceği tehdidinde bulundu.

Avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmesinde teröristbaşı, İmralı'da bir inşaat çalışmasının olduğunu söyledi. Silahların bırakılıp çözümün gelişmesi halinde her şeyin olabileceğini ileri süren Öcalan, ‘üç beş kişinin İmralı'ya getirilmesiyle sorunun çözülmeyeceğini' savundu.

Adalet Bakanı ile Başbakan'a seslenen Öcalan, "Bu silahla Türkiye'nin vurulmasını değil kurtulmasını istiyorum. Bir çözüm projesi sunsunlar, adilce demokratik bir proje. O zaman Cumhuriyet kurtulur, toplum kurtulur, devlet kurtulur. Evet devlet diyorum, o zaman devlet kurtulur, bölgesel bir güç olur. Bunu yapmazlarsa fırtına olabilir. Şu an genel bir ayaklanma hali var. Bu durum baharla birlikte fırtınaya dönüşebilir. Bu tehdit değildir, bir tespittir. Üzülerek, endişelenerek dile getiriyorum ama gerçek bu" iddiasında bulundu.
‘Gökçen'i vuralım' dedi
Öcalan, avukatlarıyla haftalık görüşmesinde PKK'nın kurucuları arasında yer alan MİT'çi Pilot Necati ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Pilot Necati'nin kendilerini ısrarla ses getirecek eylem yapmaları için teşvik ettiğini anlatan Öcalan, "Pilot Necati ısrarla bizi bazı eylemleri yapmaya teşvik ediyordu, ses getiren eylemlere yönlendirmeye çalışıyordu. Bize 'Sabiha Gökçen'i öldürelim' teklifinde bulundu, 'çok ses getirir' diyordu" dedi.

Öcalan, Pilot Necati'nin taleplerini reddettiğini belirttiği açıklamasında, Mahir Çayan'la ilgili olarak da şunları söyledi: "Çok ilginçtir, Mahir Çayan'ın yanında da İlyas Aydın isimli bir yüzbaşı vardı. Onları farklı eylemlere yönlendirdi, tasfiye oldular. Bizim yanımızda da Pilot Necati vardı, yüzbaşı veya üsteğmendi. Biz onun istediği eylemlere girmeseydik Çayanlar gibi olacaktı sonumuz"




Başbakan'ın övdüğü vali

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 81'in valisine örnek gösterdiği vali...

Kızılcahamam'da gerçekleştirilen AK Parti 13'ncü İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Muş Valisi Erdoğan Bektaş'ı 81 ilin valisine örnek gösterdi.

Yerel yöneticilere halkın arasına karışmalarını tavsiye eden güvenlik güçlerinden kendisine gelen uyarılara rağmen halkın arasına karışmaktan geri kalmayacağını belirten Erdoğan, aynı şeyi valilerden de istedi.

Halka hizmet götürmede Muş Valisi Erdoğan Bektaş'ı örnek gösteren ve övgüyle bahseden Erdoğan, Vali Bektaş'ın yaptığı hizmeti şöyle anlattı:

"Geçenlerde bir mezradan beni bir vatandaş arıyor. Gece saat 01.'de... "Bizim köyün yolu yok."

- "Kaç hane" dedim.

- "10-15 hane" dedi...

-"Peki nerden gidip geliyorsunuz" dedim

- "Yürüyerek gidip geliyoruz. Su yok" dedi...

Neyse ben vatandaşın telefonunu aldım. Aradım o ilin valisine söyledim....Haydi isim de vereyim. Muş Valisi... Vali konuyu biliyormuş ama yolu bu yılın programına koymamış. Ben kendisine konuyu aktarınca, sağolsun valimiz yolu programa almış. Şu anda 10,5 kilometrelik yolun 8,5 kilometrelik bölümü bitmiş. Amam malum bölgede kış şartları var. İki kilometrelik bölüm ve bir küçük köprü eksik.

Mezradaki vatandaş bu kez yine beni telefonla aradı, teşekkür ediyor. Sordum kendisine; "Yol bitti mi?" diye...

"Eksiği var ama çoğu bitti, kalanı da yaza biter inşallah, çok teşekkür ederim Sayın Başbakanım" dedi. Vatandaş inanmış yolun yapılacağına... Bize Muş Valisi gibi valiler lazım. Diğer illerimizin valilerinden de bu türden vatandaşlara karşı hassasiyet bekliyoruz."

İLK DEFA YOL SEVİNCİ YAŞADILAR
Başbakan Erdoğan'ın övgülerine mazhar olan bu olay geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Muş'un İnardı köyüne bağlı mezralara yol yapılması için çalışmalara bu ayın ortalarında başlandı. Yıllardan beri yolları olmayan, katırlar ile ulaşımlarını sağlamaya çalışan Ergari, Nevale ve Altıkardeş mezralarındaki vatandaşlar, yol sevinçleirni yaşadılar.

Muş İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği tarafından başlatılan çalışmalar doğrultusunda ekipler yol yapılması için etüt çalışmalarını tamamladılar. Sarp arazide çalışma yapmak zorunda kalan ekipler zor şartlarda çalışarak, Muş merkeze 80 kilometre uzaklıkta bulunan mezralara yol götürecekler.

Muş'un güney kesiminde bulunan dağlık bölgede bulunan İnardı köyüne kadar araçla giden ve daha sonra mezralarına katır sırtında veya yaya olarak gitmek zorunda kalan vatandaşlar, mezralarına yol yapılmasını sabırsızlıkla beklediklerini söylemişlerdi...

İŞTE ERDOĞAN'IN ÖVDÜĞÜ VALİ BEKTAŞ
Muş Valisi Erdoğan Bektaş'ın Muş Valiliği web sitesinde yer alan özgeçmişi şöyle:

1960 yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk ve orta öğrenimi Trabzon Tonya'da, Liseyi Trabzon'da, Yüksek Öğrenimini İ.Ü.Hukuk Fakültesinde tamamladı.

İstanbul'da Avukatlık ve Hakimlik stajı yaptı. İstanbul Valiliği Kaymakamlık Adaylığı, Söğüt, Aliağa Kaymakam Vekilliği, Mut, Karaçoban, Kurtalan, Osmaneli, Manyas, Söğütlü ve İnegöl Kaymakamlığı, Elazığ ve Kırşehir Vali Yardımcılıklarında bulundu. Vali Erdoğan Bektaş evli ve üç çocuk babasıdır.

Üsküdar Kaymakamı iken Bakanlar Kurulunun 21/04/2008 gün ve 13529 sayılı kararı ile Muş Valiliği görevine getirildi. 09/05/2008 tarihinden itibaren Muş Valisi olarak görev yapmaktadır.

Başbakan Erdoğan'dan tarihi mesajlar

KIZILCAHAMAM (ANKA) – İnan Gedik bildiriyor-Başbakan Recep Tayip Erdoğan, son dönelerde söyleminin değiştiğine dair çıkan haberlere ve analizlere tepki göstererek, “3 Kasım öncesinde, 28 Mart öncesinde, 22 Temmuz öncesinde hangi dili, hangi söylemi kullandıysak bugün de aynı dili, aynı söylemi kullanıyoruz. Belki bir fark var. Bugün artık büyük Türkiye'nin dilini kullanıyoruz” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, AKP 13. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında milletvekillerine ve partilileri hitap etti. Yaklaşık 2 saat süren uzun konuşmasında Erdoğan birçok konuda önemli mesajlar verdi, kendisine ve partisine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Hemen her konuda konuşan Erdoğan, konuşması uzayınca canlı yayın yapan televizyonlara seslenerek yayını kesmemelerini istedi. Ancak, Erdoğan'ın konuşmasının tamamını sadece TV 24 ile Ülke TV verdi.
Toplantının hayırlı geçmesini dileyen Erdoğan, “Bizler Ak Parti ailesi olarak her fırsatta bir araya geliyor durum değerlendirmesi ve özeleştiri yapıyor, heyecanımızı tazeliyoruz. Konuşmaktan, diyalogdan, tartışmaktan asla kaçınmıyor ve her fırsatta aynaya bakıyor kendi muhasebemizi yapıyoruz” dedi.
Erdoğan, milletin kendilerine bir emanet verdiğini unutmamaları gerektiğini ve bunun anlamını, kutsallığını biran olsun akıllardan çıkarmadıklarını kaydederek, “Emanetin asıl sahibi aziz milletimizdir. Bizim şahsi bir hırsımız yok, bizim tamahımız yok, bizim kibrimiz yok, koltuk sevdamız, makam mevki takıntımız yok” diye konuştu. AKP'nin gücünün milletle kurduğu bağdan geçtiğini ifade eden Erdoğan, AKP'nin seçimlerdeki başarısını anlatarak bu başarının tarihte çok az partiye nasip olduğunu söyledi.

-“STATÜKOCULUK BİZİM KİTABIMIZDA YER BULAMAZ”-

“Statükoculuk bizim kitabımızda yer bulamaz” diye konuşan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Yolsuzluk bizim aramızda yer bulamaz, yasakçı anlayışlar yer bulamaz. ‘3Y' dedik. Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla mücadele diyerek yola çıktık. Ak Parti'yi hiç kimse yanlış yerde konumlandırmasın, farklı bir elbise biçmeye kalkmasın. Ak Parti ve onun mensuplarını başkalarına benzetmeye gayret etmesin. Hiç kimse zihnindeki dar kalıplarla Ak Parti'ye kendine göre sınırlar çizmeye yeltenmesin. Ak Parti'nin yolu hukuk, demokrasi, adalet, kalkınma yoludur, milletin yoludur.”

-“BU MİLLET OYUNU KÖMÜRE SATMAYACAK KADAR ONURLU”-

Erdoğan, iktidarları dönemindeki icraatlarını da anlatarak, kendisi ve partisi hakkında son dönemlerde yapılan analizleri de şu sözlerle değerlendirdi:
“Kimse Ak Parti'yi olduğundan farklı göstermeye çalışmasın. Bakıyorsunuz akla hayale gelmedik analizlerle, siyaseti bilmeyen, anlamayan, halkın arasına karışmayanların yaptığı analizlere Türkiye'yi mahkum etmek istiyorlar. Bize ‘çok kızgın' diyorlar. Hayır, ben gerçekleri anlatıyorum. İşinize gelmediği için böyle bir yaftalama yapıyorsunuz. Benim milletim bu analizleri benim milletim yutmuyor ve yutmayacak da. Ak Parti'yi bu yanlış analizlerle izah etmeye, milletten gördüğü teveccühü farklı bir şekilde aldatmaya çalışıyorlar. Sanki ellerinde bir röntgen cihazı var, beyinlerimizin arkasındakini görmeye çalışıyorlar bir de görüyorlarmış gibi kati yorumlar yapıyorlar. Ak Parti neden bu kadar oy alıyormuş, neymiş, popülizm yapıyormuş, Kömür dağıtıyormuş, un dağıtıyormuş, yoksulluğu istismar ediyor, her kişiye bir tane cumhuriyet altını veriyor, varoşları istismar ediyormuşuz. Söyledikleri bu. Bundan farklı bir şey duydunuz mu? Milletin zekasını, milletin ferasetini, milletin hakimiyetini, kararını ve tercihini aşağılamaya tahkire kadar götürüyorlar ki ‘göbeğini kaşıyanlar oy veriyor' diyorlar. ‘Bu ülkenin zencileri oy veriyor' diyorlar. Ama millet bunları yutmuyor ve elinin tersiyle tokadı atıyor ve sandığa da gömüyor. Bu millet, bir çuval kömüre, bir çuval una oyunu satmayacak kadar onurludur, gururludur.”

-NAZIM HİKMET'TEN NECİP FAZIL'A-

Erdoğan, kendi icraatlarını ve muhalefetin eleştirilerini de yanıtladığı konuşmasında Türkiye'de yaşayan 70 milyon kişiye aynı hissiyatla yaklaştıklarını belirterek hiç kimseyi ayrı tutmadıklarını söyledi. “Yaradılanı yaradandan ötürü sevmek” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Erdoğan, “Eğer farklı yaradan düşünen varsa onlara diyecek bir şey yok. İsterse başı incik büncük bir Arap olsun, Kürt olsun fark etmez” diye konuştu. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“Biz Yunus'un diliyle konuşuyoruz. ‘Ya olduğun gibi görün ya da göründüğü gibi' ol diyor Hazreti Mevlana. Onun diliyle konuşuyoruz. ‘Gelin canlar bir olalım' diyor Pir Sultan Abdal, onun diliyle konuşuyoruz. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım, gür olalım' diyor Hacı Bektaşi Veli, onun diliyle konuşuyoruz. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyor Şeyh Edebali, onun diliyle konuşuyoruz. Aşık Veysel gibi yüreğimizden, gönlümüzden, harçerimizden sesleniyoruz. Yezid nedir? Ne Kızılbaş değimliyim hep bir gardaş, bizi yatar ataş, söndürmektir tek çaresi konuştuğumuz zaman. İşte Nedim'in diliyle, Baki'nin, Fuzuli'nin diliyle, Mehmet Akif'in, Nazım Hikmet'in, Necip Fazıl'ın diliyle konuşuyoruz. Farkımız bu.”

-“TÜRKİYE'YE KAYBETTİRENLER HESABINI VERECEK”-

Söylemlerinin değiştiklerini zannedenlerin kendilerini anlayamadıklarını ve kavrayamadıklarını söyleyen Erdoğan, 3 Kasım öncesinde, 28 Mart öncesinde 22 Temmuz öncesinde hangi dili, hangi söylemi kullandıysak bugün de aynı dili, aynı söylemi kullanıyoruz. Belki bir fark var. Bugün artık büyük Türkiye'nin dilini kullanıyoruz” diye konuştu.
Erdoğan kendileri için “Bunların gizli gündemi var, takiyye yapıyorlar” diyenlerin yüzlerinin kızarması gerektiğini söyleyerek 6 yıllık iktidarları döneminde ne olduklarını ortaya koyduklarını söyledi. İsim vermeden AKP hakkında açılan kapatma davasını da sert sözlerle eleştiren Erdoğan, iddianamenin Anayasa Mahkemesi'ne verildiği 14 Mart'tan bu yana Türkiye'nin kaybet

Milli Piyango çekildi

Ankara (AA) - Milli Piyango'nun bugün Ankara'da yapılan 29 Kasım çekilişinde 1,5 milyon YTL'lik büyük ikramiye, ''671991'' numaralı bilete isabet etti.
Milli Piyango İdaresi'nden yapılan açıklamaya göre, son rakamı 0 (sıfır) ve 9 (dokuz) olan biletler de amorti kazandı. Bugünkü çekilişte ikramiye kazanan biletlerin numaraları ve ikramiye tutarları şöyle:
1,500,000 YTL ikramiye kazanan numaralar
671991
100,000 YTL ikramiye kazanan numaralar
690338
25,000 YTL ikramiye kazanan numaralar
416885
5,000 YTL ikramiye kazanan numaralar
420639
1,000 YTL ikramiye kazanan numaralar
178716
150 YTL ikramiye kazanan numaralar
005009 005542 010354 015306 017014 023097 030950 033607
041898 048954 053940 056167 068513 075280 078960 081054
083533 105793 107157 107596 124680 143126 153231 155402
155533 159870 161127 172019 178981 192966 199740 200061
203864 209675 210219 210411 214066 224299 230431 240410
247037 257016 257118 258663 285249 288701 294487 320993
336020 337647 350483 352404 356568 371245 372584 374053
381595 388955 393357 400401 426551 428316 430173 445397
450591 453103 458603 500018 516412 520612 523005 528925
538492 553011 564924 565672 570142 570410 571980 576956
579413 580549 581052 591732 593013 602174 602486 619248
622648 630298 635382 650955 652438 660452 672428 675183
687630 688411 690602 691471

100 YTL ikramiye kazanan numaralar
002113 002276 006090 008126 013496 013525 022887 024301
039001 046577 048623 060251 061042 065022 066850 070202
071738 072697 074778 087438 100444 103769 105497 107710
109450 116621 123187 125740 129122 131423 132126 132803
147350 160411 162648 163469 164507 165266 172468 172550
176034 180923 183667 194161 197478 198687 203552 204677
205968 208403 209330 212249 218143 218514 222403 223207
225113 229681 234475 234979 236173 238571 239595 248106
260731 269192 272714 277475 289670 290164 290999 291571
295749 298131 301932 307527 312313 325085 333269 339344
343359 352226 358866 359531 361999 365007 392261 403050
405357 411746 417749 421521 423203 424977 426052 438229
438841 439668 446579 457342 462272 464605 470521 471806
471857 480494 482925 487910 493948 497529 500526 514228
515419 517957 517980 519380 521181 523796 529988 541701
543529 544663 551859 557074 557185 560537 563866 569111
576473 577422 578556 591445 595803 602912 612986 622168
640053 641821 642319 645914 659774 660834 666662 668609
669472 669478 675491 685747 696660 697101

Son 5 rakamına göre 80 YTL ikramiye kazanan numaralar
00528 01255 01274 02130 02556 02726 04580 05111 08293
09022 10046 10169 11234 13433 14995 17107 17947 18910
22290 22740 23244 24231 25030 25678 25954 26073 26846
28191 29411 32090 32418 32858 33649 34231 37264 37911
38599 38890 41701 42463 44423 45021 45264 49696 50419
54207 54515 55022 56186 56663 56774 57902 58252 59903
60527 61850 62662 67302 68013 68858 69947 70230 72295
72896 73991 75431 76137 76423 80771 82528 87337 88461
89180 89213 89700 89847 91022 93089 96968 96976

Son 4 rakamına göre 40 YTL ikramiye kazanan numaralar
1297 1981 2129 2436 2571 3000 3386 3854 4013 4072
4169 5260 5310 6320 6906 7501 8010 8667 9042 9433

Son 3 rakamına göre 30 YTL ikramiye kazanan numaralar
006 062 072 190 273 277 414 438 460 813 894 996

Son 2 rakamına göre 20 YTL ikramiye kazanan numaralar
01 21 36 58 85

Son 1 rakamına göre 10 YTL ikramiye kazanan numaralar
0 9

1,500 YTL Teselli ikramiyesi kazanan numaralar
071991 171991 271991 371991 471991 571991 601991
611991 621991 631991 641991 651991 661991 670991
671091 671191 671291 671391 671491 671591 671691
671791 671891 671901 671911 671921 671931 671941
671951 671961 671971 671981 671990 671992 671993
671994 671995 671996 671997 671998 671999 672991
673991 674991 675991 676991 677991 678991 679991
681991 691991 771991 871991 971991

Sayısal Loto çekildi

Ankara (AA) - Sayısal Loto'nun bu haftaki çekilişinde 6 bilen 1 kişi, 1 milyon 500 bin 325 YTL 90 YKr ikramiye kazandı.

Çekilişte 5 bilen 344 kişi, 1963 YTL 95'er YKr, 4 bilen 19 bin 912 kişi, 19 YTL 20'şer YKr, 3 bilen 378 bin 591 kişi de 3 YTL 15'er YKr ikramiye kazandı.

Büyük ikramiyeyi kazanan talihlinin, kuponunu Giresun-Merkez'deki bayiye yatırdığı belirlendi. Bu haftaki çekilişte, 3 milyon 750 bin 796 YTL 75 YKr ikramiye dağıtıldı.

Bakanlık uzman yetiştiriyor ama görev vermiyor

OSMANİYE (ANKA) - Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yasal hükümlere uymayarak görevlendirme yapması eğitimciler arasında tepkiye yol açtı. Müdürlük, seminerlere formatör eğitimi alanları görevlendirmesi gerekirken, hükümlere uymayarak formatör olmayan öğretmenleri görevlendirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı 2007 yılı Hizmetiçi Eğitim Planı'nda yer alan ve 30 Temmuz–10 Ağustos 2007 tarihleri arasında Erzurum Hizmetiçi Eğitim Enstitüsünde düzenlenen 300 numaralı Okul Sağlığı Formatörlük Kursu ile Okul Sağlığı Formatörü yetiştirdi. Kursa, Osmaniye'nin Düziçi Sağlık Meslek Lisesi öğretmenleri de katılarak belge aldı.

Milli Eğitim Bakanlığının 5196 sayılı formatörlük yazısının 3'ncü Paragrafındaki, “Mahalli olarak düzenlenecek seminerlerde; ilinizde görev yapan okul sağlığı ilk yardım ve ilk müdahale eğitimi almış formatör öğretmenler görevlendirilecek” hükümlerine rağmen düzenlenen İlk Yardım ve İlk Müdahale Semineri'nde eğitim alan öğretmenler yerine sağlık meslek lisesi dersleri öğretmenleri görevlendirildi. Genelgede, formatörlük eğitim alanlar dışındakilere görev verilmemesi yönünde hükümler bulunmasına karşın eğitim alanların görevlendirilmemesi ise Osmaniye'de eğitim çalışanları arasında infiale yol açtı. (ANKA)

Rötarlı uçuşa tazminat yok

ANKARA (ANKA) - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 3 saat rötar yapan THY aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verdi. Bu kararla, uçakların rötar yapması nedeniyle kişilerin maddi ve manevi kaybı "yok" sayıldı.

Yurtdışında eğitim gören oğlu ile birlikte Antalya'dan İstanbul'a gitmek üzere Türk Hava Yolları'nın 20 Ağustos 2005 tarihinde 16:45 uçağında yer ayırtan Mustafa Talat Sözen, uçağın kalkışından 35 dakika önce havaalanına geldi. Koltuk sayısından daha fazla rezervasyon yapıldığı gerekçesiyle Sözen ve oğlu uçağa alınmadı. Sözen ve oğluna 19.40 uçağında yer ayırtıldı. Biletlerinde belirtilen 16:45 uçağı yerine 19:40 uçağı ile İstanbul'a dönen Sözen, havaalanında 2 saat 55 dakika beklemeleri nedeniyle oğlunun yurtdışı seyahati ile kendisinin İstanbul programının alt üst olduğunu, ruhsal dengelerinin bu durumdan olumsuz etkilendiğini ve çok önemli bir iş yemeğini iptal etmek zorunda kaldığını belirterek bin YTL maddi ve 5 bin YTL de manevi tazminat talebiyle dava açtı.

-MAHKEME; MANEVİ TAZMİNATI KABUL ETTİ, MADDİ TAZMİNATI REDDETTİ

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, davacı Sözen'in maddi zararının ispatlayamaması nedeniyle THY yi 2 bin 500 YTL manevi tazminat ödeme mahkum etti. Mahkeme, gerekçeli kararında şu görüşleri dile getirdi:

“Davalının savunmasında ileri sürdüğü hususlar tamamen kendi uçuş ve fiyat politikaları ile ilgili olup bu durumun 3. kişiler tarafından kabul edilebilir olmasını beklemek hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Bu şekilde uygulamayı haklı kılan herhangi bir ulusal ve uluslararası havacılık kuralının da varlığı iddia edilmemiştir. Davalı kurumun kendi uçaklarının koltuklarını dolu olmasını temin amacıyla uçak kapasitesinden fazla bilet satmak suretiyle davacının seyahatini zamanında yapamamasına neden olmasında ağır bir hizmet kusuru olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davalının bu ağır kusuru sebebiyle davacı tarafın gecikme sebebiyle iş toplantısını iptal ettiği ve iradesi dışında 2 saat 55 dakika daha bekleyerek başka bir uçakla gitmek zorunda kaldığı bu suretle büyük bir manevi sıkıntı ve üzüntüye düştüğü tartışmasızdır. Borçlar Kanunu 49 ve Medeni Kanun'un 24-25. maddelerine göre kişilik haklarına yapılan saldırıların müeyyideleri düzenlenmiş olup; takdir edilecek tazminatın meydana gelen olayın ağırlığına, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ve tarafların bu olay sebebiyle elde ettikleri yarar ve zarar dengesinin takdirine bağlı olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarının mahkememizce fahiş olduğu kabul edilerek günün ekonomik koşulları ve hak ve nesafet kuralları göz önüne alınarak davacı tarafın bu olay sebebiyle takdiren 2 bin 500 YTL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Davacının talep ettiği maddi tazminat talebi yönünden ise; uğradığını iddia ettiği maddi kayıplara ilişkin herhangi bir belge sunmaması nedeniyle bu iddiasını ispatlayamadığı kabul edilerek maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

-YARGITAY: "MANEVİ ZARAR GÖRMEDİ"-

Mahkemenin kararının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davanın tümden reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Daire, verdiği bozma kararında mahkemenin sadece davacının beyanına göre karar vermesinin yanlış olduğuna dikkat çekerek şu görüşleri dile getirdi:

“Mahkemece, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılmamış, böyle bir durumun mevcut olması halinde dahi, somut olayın özellikleri nazara alındığında durumun davacı yönünden nasıl manevi zarar oluşturduğu karar yerinde tartışılmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, özellikle anılan biletin günü ve saati dikkate alınarak, davacının gerçekten bir iş toplantısını kaçırıp kaçırmadığı araştırılıp, böyle bir durumun gerçek olduğu tesbit edilirse, bu kez manevi tazminatın koşullarının nasıl oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.”

-MAHKEME DİRENDİ AMA-

Yargıtay'ın bozma kararına direnen Mahkeme, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, seyahatin zamanında yapılmamasının herkesin programını aksatacağınının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.
Mahkemenin direnme kararının ardından dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine geldi. Genel Kurul da, Daire'nin görüşü yönünde karar verdi. Böylece, rötarlı uçtuğu için tazminat talebiyle dava açan davacının davası reddedilmiş oldu. (ANKA)